30 Temmuz 2016 Cumartesi

DARBECİ ÖRGÜTÜN EĞİTİM DÜZENİ


Fetönün 15 Temmuz’da milletimizi hedef alan ihanet kalkışmasının yol açtığı trajedi ve toplumsal travma, çok boyutlu biçimde üzerinde kafa yorulması gereken bir durum ortaya çıkarmıştır.
Bu köreltici yapı, ‘okumaya, düşünmeye ve tefekkür etmeye’ yabancılaşan bir öğrenim ortamı var etmiş, aynı zamanda soyut düşünebilme becerisi ve tasavvurlardan soyutlanarak yalnızca algı bilgisi ile sınırlı olan bir zihin dünyası üretmiştir. Düşünmeksizin deneyimleyen ve eyleyen, müzakere etmeksizin benimseyen, sorgulamaksızın tasdikleyen bir kitle oluşturmuştur. Bu sosyo-patolojik eğitim düzeninin, çıktıları itibariyle milli bir zihin ve kimlik üretmesi söz konusu değildir.
Anadolu’nun genç evlatlarının bu örgütün kucağına itilmesinin nedenleri, dikkatle analiz edilip gerekli önlemler alınarak köklü bir eğitim reformu gerçekleştirilmelidir. Uzun yıllar boyunca örgütün kolaylıkla insan devşirebilmesi, kamusal eğitim hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklanmıştır. Bu kapasite yetersizliği, örgütün sunmuş olduğu barınma, iaşe ve konforlu eğitim olanaklarını cazip hale getirmiştir. Bu noktada, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde kamusal eğitim hizmetinin kapasitesinin artırılması gerekmektedir. İlköğretimden yükseköğretim düzeyine kadar öğrencilerin barınma ve geçinme imkanlarının artırılması gerekmektedir.



Eğitim sistemimizdeki ağır rekabetçi koşullar ve kapasite yetersizliği bu örgütün insan devşirebileceği yurtlar ve dershaneler gibi ortamlar üretmiştir. Son yıllarda kamu bütçesinden eğitime ayrılan payın artışı, kapasite artırımı ve dershanelerin kapatılması gibi kayda değer gelişmeler olmakla birlikte, bu sosyo-patolojik eğitsel yapının ortaya çıkardığı hasarları onarmak adına köklü dönüşüme ihtiyaç bulunmaktadır. Zira bu, millet olarak var olma ve varlığımızı idame ettirme meselesidir.
Bu çürümüş kolektif yapıdan kurtulmanın ve başka benzerlerinin türemesini önlemenin yolu şeffaflık, liyakat ve sosyal devlet ilkelerinden geçmektedir. Ancak bu ilkeler hayata geçirildiğinde, insanlarımızın bu alçak yapıların tuzağına düşmesi önlenebilir. Hiçbir aile evladını, kamu hizmetlerindeki kısıtlardan ve imkansızlıktan ötürü bu tür yapılanmalara teslim etmek zorunda kalmamalıdır. Hiçbir vatandaşımız iş bulmanın, kamu görevlerine atanmanın veya kariyerinde yükselmenin yolunun bu tür yapılardan geçtiğini düşünmemelidir. Bu şartlar sağlandığında bu tür kolektif yapıların beslendiği habitatın kuruduğu görülecektir. Ancak böylelikle milletimizin 15 Temmuz gecesi kazandığı asil zaferin hakkı verilmiş olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder