16 Ekim 2015 Cuma

Giyinmek ve örtünmek



İnsanların kılık kıyafetleri kullanmaya başlamaları ve örtünmeleri tüm insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Bununla birlikte aslında “örtünme” olgusu medenileşmenin (şehirleşmenin) bir tezahürüdür. İlk örtünen insan Hz. Âdem’dir. İdris (a.s), terzilerin pîridir. Ayrıca birçok şehir kurmuş ve insanların örtünmeleri için ilk defa iğne ve iplik kullanmıştır. Bu büyük peygamber insanlığa medenîliğin bir nişanesi olarak örtünmenin inceliklerini ve ahlâkını armağan etmiştir. İlk zamanlar insanların çoğunlukla coğrafî nedenlerden ve doğa şartlarından korunmak için kılık kıyafet kullandıkları söylenir. Oysa ilk defa örtünen Hz. Âdem’in (a.s) giyinmesi konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onlar o ağacın meyvesini tadar tatmaz, edep yerlerinin açık olduğunu fark ettiler. Derhal buldukları cennet yapraklarıyla edep yerlerini örtmeye başladılar.” (Araf, 22) denmektedir. Hakikaten örtünme “edep” yani utanmayla ilgili bir durumdur. 
Bir çocuk ilk doğduğunda İslâm fıtratında olduğu için cennetteki safiyete ve masumluğa sahiptir. Büyüdükçe çevresindeki cinsiyet farklılıklarını algılamaya başlar ve yaşadığı toplumun adet ve geleneklerine göre bir edep, hayâ duygusuna sahip olur. Böylece utanma duygusuyla birlikte bir örtünme biçimi ve zamanla da örtünmenin kültürel şekilleri gelişir. Çocuk, ilk örtünme terbiyesini öncelikle anne ve babasından yani ailesinden alır. Yine başka bir ayette: “Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik. Fakat unutmayınız ki, en güzel elbise takva elbisesidir.” (Araf, 26) denmiştir. Burada ise örtünmenin hem maddî hem de manevî yönüne işaret edilmiştir. 
İnsanların algısı değiştikçe örtünme biçimleri de değişmiştir. Bir toplumda vahdaniyet esaslı bir Allah inancı olması medenîliğin göstergesiyken, çok tanrılı bir inanış cahiliyenin yani vahşiliğin göstergesidir. Bilindiği gibi cahiliye adetlerinde örtünmenin bir önemi yoktur. Günümüz toplumu her ne kadar modern sayılsa da bazen inanç yönünden örtünme konusunda cahiliye görüntüsüne bürünebilmektedir.
Örtünmenin toplumsal yönde bir anlamı olduğu gibi bireysel bir anlamı da vardır. Bireysel anlamı kişinin inanç ve maneviyatı ile ilgiliyken toplumsal anlamı sosyolojik bir olguyu ifade etmektedir. Sosyal anlamıyla örtünme bir zihniyet ve ortak inanç tasavvuruyla oluşur. Ünlü bir sosyoloğumuz kendisiyle yapılan bir mülakatta şöyle demiştir: “Aslına bakarsanız çok sık sorulan ‘Şunlar neden örtünüyorlar?’ sorusunu da yanlış bir soru olarak görüyorum. Tarihî olarak, bu coğrafyada kadınlar bin yıldır tesettüre bürünüyorlar” demiştir. Bizim toplumumuz belli bir gelenek dâhilinde örtünme şekillerini benimsemiştir. Örneğin Osmanlı’da, insanların giyinme biçimleri onların toplumsal statülerini ve hayat standartlarını gösteriyordu. İnsanların giysilerine ve başlarındaki kavuklara, örtünmelerine bakarak onların hangi dine mensup olduklarını ya da memur, esnaf veya derviş mi olduklarını anlayabiliyordunuz.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder