9 Eylül 2015 Çarşamba

İnsani değerlerden uzak faşist avrupa

Irkçı, faşist ya da yabancı düşmanı uygulamaları son 1000 yıl içerisinde hem fiilî hem de kuramsal olarak dünya kültürel mirasına hediye eden Avrupa`nın, aslında yeni bir çocuk doğurmadığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Geçmişe baktığınızda; `Roma`nın uzun hakimiyetinin mirası olan ve tüm kurumlara damgasını basan anlayış, pagan dönemlerin vahşet ve barbarlığının kalıtımsal mirası, Haçlı Seferleri, Endülüs uygarlığının yok edilişi, Engizisyon, 30 yıl savaşlarında yaşanan mezhep çatışmaları, Yahudi kıyımları, sömürgecilik ve fetih hareketleriyle uygarlıklar çapında yok etme politikaları, Güney Amerika`da uygarlıkların barbarca tahribi, Kuzey ve Güney Amerika yerlilerinin katli ve ardından asimilasyonu, kölelik kurumu, Afrika`da ve Asya`da sömürgeci ve köleci uygulamalar ve yol açtığı zulümler, ırkçı bir anlayışın da motive ettiği iki Dünya Savaşı tehlikeli bir zihniyetin tarih içindeki mihenk taşlarını teşkil ediyor. Tüm bu hadiseler sırasında yaşanan soykırım, vahşet ve şiddet tabloları herkesin malumu. Kordoba ve İskenderiye kütüphanelerinin yakılışı bir medeniyetin ``ÖTEKİLER`` tanımına dahil ettiği ne varsa tüm kodları ve yapıtlarıyla imhası anlamına geliyor ki, bu ruh halinin günümüze  yansıması farklı şekillerde ortaya çıkıyor.

BURADA KARAYA VURAN O BEBEĞİN RESMİNİ TEKRAR PAYLAŞMAK İSTEMİYORUM. MUTLAKA GÖRMÜŞSÜNÜZDÜR. CANSIZ BEDENİ İLE KUMLARIN ÜZERİNDE DURAN O BEBEK  BAHSETTİĞİMİZ ÖTEKİLER KAVRAMINI İNSANLARA TEKRAR VE TEKRAR HATIRLATMASI GEREK.

Dünya üzerindeki yegane güç olan sermaye ve değişik zaman dilimlerinde farklı ülkeler olmak üzere bu gücün kullanıcıları sermayedar ülkeler; kendilerine karşı öteki olarak saflaştırdıkları diğer ülkelerin halkının kanını emmeye, etini yemeye hiçbir zaman son vermemiştir. Ötekilileştirilenler yeri gelmiş İsa ya inanlar diye adlandırılmıştır, yeri gelmiş Afrikalı kabileler olmuş. Bir gün amerikan yerlileri, bir gün Yahudiler diye çıkarlarına göre sürüp gitmiştir. Bu Ötekilileştirilenler hiçbir zaman asıl toplumla aynı kefede tutulmamış, hatta kendileri gibi insan olarak bile görülmemiştir. Dünya üzerinde köleliğin normal sayıldığı günlerde avrupada Afrika kökenli insanların beyin ve diş yapılarıyla ilgili araştırmalar yapılarak modern insan olup olmadıkları yani evrimlerini tam olarak tamamlayıp tamamlamadıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu söylediklerim de yüzlerce sene öncesine ait değildir. Şu anda dünyadaki Ötekilileştirilenler ise çoğunluğu müslüman olan ortadoğu havzasıdır. Bu coğrafyanın insanları inanın batıl ideolojiler tarlası olan avrupada bit kadar değer görmemektedir. Yapmış oldukları programlar ve propaganda ile Ötekilileştirilen insanların kendilerini değerli hissetmeleri sağlanmış ve kendilerini koruyucu gücün medeniyet olduğu ve medeniyetin de Avrupa ya ait olan bir olgu olduğunu düşünmeleri sağlanmıştır. Dışı süslü fakat içi boş bir oluşumu ' işte medeniyet budur ve böyle böyle yaparsanız medeni olursunuz' diyerek insanları süregelen devlet sistemlerine karşı bileylemişlerdir.

Güç olan sermaye yine kendi karşısında farklı bir sermayenin tek başına hakimi ve hamisi olan Osmanlıyıda halkını sistemine karşı kışkırtarak ve medeniyet denen olgunun Osmanlı himayesi altında hayat bulamayacağını benimseterek yıkmıştır. Aradan geçen 100 seneye rağmen ortadoğu insanı hala medeniyeti aramakta ve Avrupalı medeni insanlara gıpta etmektedir. Bundan ötürüdürki SERMAYEDAR ÜLKELERİN DIŞ POLİTİKALARI ÖTEKİLİLEŞTİRİLEN ÜLKELERİN İÇ POLİTİKALARINA YÖNETİM VEREBİLİR OLMUŞTUR. hiç bir ülke böyle bir saygısızlığı yapmaması gerekir. Fakat Ötekilileştirilen ülke halklarının kendi kaderlerini sermayenin politikası ile senkronize etme çabası herşeyi daha kolay hale getirmektedir. Bir gün önce sermayenin politikasını kendileri için yegane yol olarak haykıran insanlar, bir gün sonra ülkelerinden kaçmak ve medeniyetin kollarına atlamak için ölüm yolculuğuna çıkmaktadırlar. Yada ülkelerinde kalıp nedenini bile bilmeden savaşmak. Çünkü ii işten geçmiştir. Sermayenin kendilerini kurtarmak gibi bir niyetinin olmadığını, aksine kendilerini kurtarmamanın sermayenin diğer bir politikası olduğu gerçeğini anlarlar. 5-6 yaşlarında bebeklerin denizden çıkan bedenleri Avrupa insanı için bir hiçtir. Herhangibir konudur. Herhangibir olaydır. Aslında olması gerekendir. Ülkelerine gelmeden durdurulması gereken yaratıklardır.

Ey sermaye ve bu batıla tapan Avrupa medeniyeti.... Ülkesinde karışıklık çıkartmasaydınız, insanları evlerini terk etmeye zorlamasaydınız, insanca bir göç politikası uygulasaydınız o bebekler şuan anne babalarının yanında olurlardı. Egenin dibinde değil.

 Ne zaman bu işin böyle olduğunu, ortak bölge ortak tarih ortak akıl ve ortak gelecek duygularını besleyen halklar olarak anlarsak ve kendi aramızda birbirimizi seversek Avrupa denen batıl ideolojinin bizi ötekilileştirmesi karşısında ortaya sağlam bir irade koyarız..

Bugüne kadar tarih sahnesinde değişik yol ve rollerle kendilerinden olmayan insanları yanlarında bile görmemek için her şeyi yapan bu insan toplulukları, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamayan, konuşmayan, giyinmeyen, yemeyen diğer insanları hep kendilerinden aşağıda olan bir evrim kuşağında görmüş ve bilinç altlarında bu düşüncelerini her zaman besleyerek yok olmasına izin vermemişlerdir.

Max Frisch`in `` İşçi çağırdık ama gelenler insandı`` sözü ortadaki sorunun bir yönünü göstermek açısından çok anlamlı. Kendilerine hizmet etmesini bekledikleri yabancılara karşı başlangıçta beslenen bakış açısını gösterirken, bu beklentinin hesaba katılmayan bir unsuru ortaya çıkarması karşısında oluşan hayal kırıklığını ve ardından bunun yol açtığı bildik problemleri de bir çırpıda anlatıveriyor. Avrupalı bir devlet adamının `cüzdanlarımızın zengin, ama gönüllerimizin fakir olması, toplumumuzun en büyük problemidir` tespiti de olanların bir başka cephesini ele veriyor.

Merak etmeyin içinizde yaşayacak olan birkaçbin mülteci-göçmen sizi fakir etmez. Sizin ekmeğinizi aç kalacağınız kadar azaltmaz. Sizin giyinmiş olduğunuz pantolonun bir paçasını kesip kendisi kullanmaz. Sadece kendisinin ve ailesinin hayatını kurtardığı için Allah'a dua eder ve kendine yardım eden insanların önünde siper olur. Eğer Avrupa biran evvel uygulamakta olduğu göçmen politikasından vazgeçmezse bahsetmiş olduğumuz ÖTEKİLER de kendi bilinçaltların da bulunan ve aynen medeni Avrupa insanı gibi az da olsa zaman zaman besleyerek bugüne kadar yok olmasına izin vermediği tarihi mirasından gelen anıları ve kendine has Ötekiler kavramını ve bu kavramın sonucu olan eylemleri fiiliyata dönüştürecektir...

LÜTFEN UNUTMAYIN ARKADAŞLAR.. EGEDE, AKDENİZDE KARAYA VURAN CANSIZ BEBEĞE SADECE BİZ ÜZÜLDÜK. SADECE BİZ AĞLADIK. EMİN OLUNKİ BİZDEN BAŞKA , BİZİM COĞRAFYAMIZDAN OLMAYAN BAŞKA HİÇKİMSENİN UMURUNDA BİLE OLMADII......

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder