19 Eylül 2015 Cumartesi

Ortak Bir Ülkü Etrafında Toplanmak



Belirli bir tarih ve coğrafya birlikteliği yapmış insanların öz benliklerinde kabul ettikleri belirli bir gelenek ve hukuk düzeni ile bir araya gelmesiyle bir millet oluşur. Milletler,  ortak bir ideal belirleyip bu idealin ardından gittiği zaman, tarihte görebileceğimiz büyük olaylar ve değişmeler olmuştur. ( Almanların 2 dünya savaşı sonunda da toparlanarak dünyaya yön veren bir güç haline gelmeleri veya yine Almanların bir hedef ardında toplanarak muazzam bir hızla gücünün doruklarına çıkması ve hemen hemen tüm avrupayı işgal etmeleri vs..) Türk Milletinin asırlar önce ortala koyduğu ülkü Kızıl Elma idealidir. Bu milletimiz için kenetlenmeye ve uğrunda savaşılmaya değecek bir idealdir. Yine aynı şekilde milletimizin ortaya çıkardığı diğer bir ülküde İ'lay-ı Kelimetullah tır. Allah kelamının, İslamiyetin ulviyetini ve hakikatlarının kıymetini bildirmek ve yaymak demektir. Milletimiz İslam ile onurlandıktan sonra İ'lay-ı Kelimetullah ülküsü Kızıl Elma ülküsünü yok etmemiş fakat tüm hedefleri kapsayıcı ve öncelikli ülkü halini almıştır. Malazgirt Meydan Muharebesi, İstanbul'un fethi, dünyanın görüp görebileceği en güçlü imparatorluk hep bu ülkünün eseridir. Bir milleti belirli ve kabul edilebilir bir hedef etrafında toplamak o ülkeye çağ atlatan bir yöntem olmuştur. 
Dünyada bulunan diğer ülkelerin çoğunda herkesin görebileceği şekilde ortak bir hedef olgusu vardır. Örnek verecek olursak İsrail - Büyük İsrail ve vadedilmiş topraklar, Yunanistan - Megola İdea ve Büyük Helen İmparatorluğu, Amerika - Dünyanın Jandarması, Rusya - Sıcak Denizler Politikası vs... Bu örnekleri çoğaltabiliriz tabi. Bakacak olursak bu milletler nasıl ve kim tarafından yönetilirse yönetilsin aynı hedef doğrultusunda ilerlemektedirler. Ülkelerinde bulunan muhalefet bile aynı hedefe giden başka yollar üzerinden politika yapmakta ve milli ülkülerini bu yolla elde edeceklerini söyleyerek varlıklarını sürdürmektedirler. Yönetimler ne kadar değişirse değişsin ülküler hep aynı kalmaktadır. Var olma ideal ve ülküsü, bir millette ne kadar kuvvetli olursa, o millet diğer milletlere nazaran her yönden üstün ve başarılı olur. Bu durum, yüzyıllar öncesinden beri milletleri daima meşgul etmiştir. Bir millet, üstün gelmek  veya  boyunduruğu altına almak istediği bir milletin öncelikle kültürünü ve milli idealini bozmaya çalışır. 




Peki ülkemizin herhangibir bir ülküsü ve milli hedefi varmıdır. Yoktur... Cumhuriyet döneminde nasıl olmuşsa olmuş herhangibir ülkü ve hedef üretememişiz. Bazılarının Atatürk'e atıfta bulunarak dillendirdikleri ' Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmak'  içi boş ve kişiden kişiye değişkenlik gösteren bir hedeftir. Bir idealin ülkü olması o idealin tüm yuttaşlar tarafından benimsenip aynı şekilde anlamlandırılması ile olur. Fakat Muasır Medeniyet birilerine göre Batı Medeniyeti, birilerine göre İslam Medeniyeti, birilerine göre kendi medeniyetimiz vs.. şeklinde farklı farklı anlamlandırılır. İnsanların medeniyet algısı değişkendir. Bana göre bir çöp yığını olan batı medeniyeti bir başkasına göre ulaşmamız gereken yegane vuslattır. 

Şu an itibari ile ülküsü olmayan bir ülke olan Türkiye acil olarak tüm yurttaşların aklına uygun bir politika geliştirmelidir. İnsanlar yapmakta oldukları işin sonuç odaklı bir politikanın süreci olduğunu bilmelidirler. Herhangibir gelecek beklentisi olmayan insanlar bu ülkü etrafında toplanmalıdır. İnsanlara koşacak bir hedef verilmelidir. Düşünsenize yarışa başlıyorsunuz fakat ne tarafa koşacağınızı bilmiyorsunuz. Bunun yanında ülkemizde popüler bir kültür haline gelen ' istemezük ' zihniyeti ve Ekşi Sözlük gibi kendini gerçekleştiremeyen insanlar topluluklarının beyinlerinin geliştirilmesi için bir politika uygulanmalıdır. Çünkü bu gibi insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede hiçbir hedef ve ülkü toplumun tümüne sirayet edemez. 
      

3 yorum:

  1. Doğru bir tesbit. Kişisel hedefler ve başarılar var. Gemisini kurtaran kaptan misali. Devlet günü kurtarma görüntüsü veriyor.

    YanıtlaSil
  2. SİZİN YAZINIZDAN=Bazılarının Atatürk'e atıfta bulunarak dillendirdikleri ' Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmak' içi boş ve kişiden kişiye değişkenlik gösteren bir hedeftir. Bir idealin ülkü olması o idealin tüm yurttaşlar tarafından benimsenip aynı şekilde anlamlandırılması ile olur.=Burayı aynen yazmamdaki sebep,biraz açmanızı istememdir.Bir yurttaş olarak artık hiç bir partiye ve yönetime saygım kalmadı. Elimizde Atatürk'ün liderliği ve cephelerde aktif olarak kurtarmak için çabaladığı bir vatan var mı ?-VAR..Ya da peygamberimize bile dil uzatan,oyuncak eden zihniyetin karşı savını savunanlar Atatürk'ün içkisini özel hayatını karıştırıp,melek gibi bir insan olmasını mı beklerlerdi.Çok fazla fikir ayrılığı ve gruplaşmış halk klanları oldukça biz ne uyanırız,ne de insan harcamaktan vazgeçmeyiz.Buyuralım o zaman bir lider çıksın.Öyle bir lider ki öncelikle dinle devlet işlerini bıçak gibi kessin.Ya da bana örnek bir parti gösterin,adi atışmalardan uzak ,devleti için mücadele versin?YOK !..Bu vatan için uğraşmadı ise Atatürk ;nasıl oldu da üstünde utanmazca tepişiyor partiler ve demokrasi işliyor mu sizce?Parti yandaşlarının çatışmaları,bir Fenerbahçe-Galatasaray derbi sonrasına döndü.İdareden aciz bir hükumet daha ne kadar ''Elhamdülillah '' ve ''Subhanallah ''diyerek kimleri safına alacak, Allah'ı bile arkasına alacak cür'eti göstererek?Doğru olanı ve bu kaostan bizleri çıkaracak yolları bilenler ve hakikati bilip hiç bir şey yapamayanlar kimler?Sabırla temkinli yaklaşanların ,hiç bir safta olmayanların umutsuzluğa düşmeleri normal değil mi sizce de?.Atatürk sizce daha neler yapmalıydı ve ömrü yetermiydi?O planladı,ama onun ileri görüşüne sahip olamayanlar meydan bizimdir demekten başka ülkemizin yararına bazı şeylerin dışında acı ve fakirlik getirdiler.Bugün haberlerde bir savcının milletvekilliğine seçilemediği için ,derhal ağız değiştirip,merkeze twitten göndermeleri ver.Bir türkücünün temiz bir yüreği olması gerekirken, türkülerini icra etmek varken işi ne mecliste.İşler oyuncakçı dükkanında o benim,bu senin kavgasına döndü.Peki biz nasıl umutlanmalıyız düzelmekten yana?

    YanıtlaSil
  3. Sormuş olduğunuz soruların çoğuna hiç girmeyeceğim. Siyasetle işim olmaz benim. Bu soruların cevabı siyasi içerikli olur. Diğer tarafa gelince Tabiki açayım ece hanım. Ben bu Atatürk'ün sözüne şahsen katılmadığımı belirteyim ilk önce. Söylediğim gibi. Muasır medeniyet kimin için kime göre nasıl bir medeniyettir. Zaten zamanının Muasır medeniyeti olan Osmanlı medeniyeti hangi muasırlığa ulaşacak. Yada bahsedilen Muasır olgusu halkın bilinçaltına nasıl sirayet edecek.. İnsanları başta bulunan kişilerin fikirlerine ve Muasır görüşlerine sokmak için harcanan 30 küsür yıl boşa geçti. Atatürk öldükten sonra Muasır bir medeniyet olacaz diye mustafa Kemal'in sözleri bile çarpıtarak insanlar tekdüzeliğe ve geleneklerinden, dillerinden, dinlerindrn uzaklaştırıldı. Gericilik diye adlandırılarak necip fazıl sadece radyoda Allah dediği için ceza yattı. Ahmet kaya Kürtçe konuştuğu için ceza yattı, deniz gezmiş haksız yere idam edildi. Ve bu zıt kutuplara yapılan herşey Muasır medeniyeti savunan ideolojiler tarafından yapıldı. Benim demek istediğim Mustafa Kemal insanlara içi boş ve gereksiz bir ideal koydu. Ve insanların çoğuda bu ülküyü içi boş olduğu için kendi ideolojisine göre doldurdu. Benim için Muasır medeniyet Selçuklu, Endülüs ve Osmanlı nın ilk 300 yılıdır. Peki sizin için nedir ece hanım.? Gerçekten merak ediyorum. Yazarsanız sevinirim. İyi akşamlar

    YanıtlaSil