21 Eylül 2015 Pazartesi

Kanije Savunması ve Tiryaki Hasan Paşa



Avusturyalılar 1601'de müttefik bir ordu ile gelip Kanije'yi kuşattılar. Müttefik orduda İtalya, İspanya, Malta ve Papalık askerleri de vardı. Zekası ve cesareti kadar harp sanatında da yetenekli olan Tiryaki Hasan Paşa, bütün tedbirleri almıştı. Kalede mevcut asker ancak 7000-9000 civarıydı. Düşman askeri ise 70.000-80.000 civarında idi. Bazı kaynaklarda bu sayı 100.000 olarak geçmektedir. Çünkü kuşatmanın bir süre sonrasında Philippe Emmanuel komutasındaki 20.000 kişilik bir ordu da Avusturyalılara destek vermek için kuşatmaya katılmışlardır.

İşte bu kuşatma ile beraber Osmanlı tarihinin en parlak savunma savaşlarından biri yaşandı ve "Tiryaki Hasan Paşa" ismi "Kanije" ile birlikte tarihe geçti. Tiryaki Hasan Paşa, bölgede kurduğu istihbarat ağı sayesinde Arşidük Ferdinad'ın Kanije'ye doğru gelmekte olduğunu haber alınca derhal tedbir ittihazına girişti. Erzak stoklayarak, Beylerbeyliği'nde bulunduğu Kanije çevresinden asker topladı. Bu tedbirler sayesinde emrindeki kuvvetler 9 bini buldu. Alman, İtalyan, İspanyol, Fransız, Macar, Malta ve Papalık askerlerinden mürekkep 60 ila 80 bin civarındaki düşman ordusu ise 40'tan fazla topa sahipti.  İlerleyen yaşına rağmen Tiryaki Hasan Paşa, cesaret ve ilim sahibi, oldukça akıllı ve kurnaz bir kumandandı. "Harp hiledir" taktiğini iyi kavramış olduğu için düşmanı aldatmakta son derece mahirdi. Nitekim Avusturya ordusunun öncülerini teşkil eden 5 bin civarındaki kuvvete top ateşi açtırmayarak, kalede batarya bulunmadığına dair kanaat uyanmasını sağlamış, bu sebeple düşman ordusu Kanije önüne gelip de genel bir hücumla kaleyi düşürmeye çalıştığı zaman ağır zayiata uğramıştı. Bunun yanında muhasara boyunca huruç hareketleriyle düşman ordusunu yıpratmaya çalışarak, kaledeki durumunun iyi olduğunu anlatan ve Serdar-ı Ekrem Yemişçi Hasan Paşa'ya yazılmış sahte mektupları düşman eline geçirtmek suretiyle onları yanlış bilgilendirme yoluna gitmişti. Ayrıca düşman ordusundaki Macarların hıyanet içerisinde oldukları haberini yaydı.



Kanije müdafaasının tarihte eşi ve benzeri yaşanmamıştır. Bu müdafaada Tiryaki Hasan Paşa, ilk günlerde düşman askerine hiç top atmamış ve süvarileri dışarı çıkartmamıştır. Böylece düşman, kalede top ve süvari olduğunu bilememiş ve ordugahını top menzili içine kurmuştur. İlk hafta kale kapıları dahi kapatılmamış, gaziler hücumlarla düşmanı epey hırpalamışlardır.

Kanije başarı ile müdafaa edilmekte iken Tiryaki Hasan Paşa, Serdar-ı Ekrem Yemişçi Hasan Paşa'ya çeşitli batı dillerini bilen "Kara pençe Osman" isimli bir gazi ile yardım talep eden mektuplar gönderdi. Sadrazam, ilk önce Kanije'ye yardıma gelindiğini söylemesine rağmen daha sonra "Duc de Mercoeour"un İstoni-i Belgrad(Stuhlweiszenburg) Kalesi'ni zapt etmesi sebebiyle önce oraya gidileceğini bildirdi. Bunun üzerine Tiryaki, Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa ordusunun yardıma gelmekte olduğuna dair sahte bir mektubu merasimle askere okuttu ve müdafaaya devam etti. Fakat bu sırada Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın giriştiği bir harekâtta Merccoeur'a mağlup olduğu, Osmanlı ordusunun ricat halinde bulunduğu haberi geldi. Budin Beylerbeyi Minkarkuşu Mehmet Paşa ile kethüdasının kesik başları Kanije önüne getirildi. Bu durum müdafiiler üzerinde olumsuz bir tesir yaptı ise de Tiryaki Hasan Paşa, başların onlara ait olmadığı konusunda askeri ikna ederek vaziyeti idareye muvaffak oldu.

Kalede mevcudu azalmakta olan müdafilerin moralinin yüksekliğine karşılık düşman cephesinde ise tam bir ümitsizlik hâkimdi. İstoni-i Belgrad(Stuhlweiszenburg)'un düşüşünün ardından Arşidük Matyas da yardım için kuvvetleriyle gelmiş ve 80 binden fazla askerle Kanije'yi kuşatmış olmalarına rağmen ele geçirememişlerdi. Ayrıca düşman ordusu pek çok kayba uğramış, Kanije çevresinin bataklık olması sebebiyle kaleye bile yaklaşamamış, şiddetli müdafaa neticesinde siperlerinden dahi çıkamamışlardı. Düşmanın kötü vaziyetinden faydalanmak isteyen Tiryaki Hasan Paşa, Sadrazama gönderdiği haberle tekrar yardım talep etti. Bunun üzerine maiyetindekilerin muhalefetine rağmen Zigetvar'a kadar gelen Sadrazam burada Yeniçerilerin patırtı çıkarması üzerine Kanije'yi önce Allah'a sonra Tiryaki Hasan Paşa'ya emanet ettiğini bildiren bir cevap verdi. Fakat yine de Sadrazamın Zigetvar'a kadar gelişi düşman üzerinde olumsuz bir tesir yaptı.

Haberin ulaştığı günlerde başlayan şiddetli yağmur ve soğuktan da faydalanarak huruç harekâtı ile işi sonlandırmaya karar veren Tiryaki Hasan Paşa'nın emri üzerine müdafiler şiddetli bir taarruza başladı. Bu harekât neticesinde ise Arşidük Ferdinand ve ordusu 18 Kasım 1601'de ağır kayıplara uğramış bir halde şan ve şerefi Tiryaki Hasan Paşa ve ordusuna bırakarak Kanije önünden kaçtı. Düşman ordusunun bütün ağırlıkları ve hazinesi müdafilerin eline geçti. Tiryaki Hasan Paşa bu kesin zaferin ardından Arşidük Ferdinand' ın otağına girdiğinde sevincinden ağladı. Burada iki rekât namaz kılıp Allah'a hamd ü sena ettikten sonra "Bu nusrat-ı mücerred Hak Teâlâ'nın inayeti ve Hazret-i Resulü Ekrem'in mucizat-ı eseridir" diyerek büyük bir vakar ve tevazu gösterdi. Böylece 2 ayı aşkın bir süre devam eden Kanije Muhasarası sona erdi. Zafer haberi üzerine İstanbul'da uzun zaman sonra şenlikler yapıldı. Sultan III. Mehmet, Tiryaki Hasan Paşa'yı çeşitli hediyelerle taltif ederek kendisine "Vezaret payesi" verdi. Bununla ilgili Hattı Hümayun geldiği zaman Tiryaki Hasan Paşa, yine yüksek ahlakının bir yansıması olan bir tevazu ile  "Kanije Müdafaası gibi pek küçük bir hizmete karşılık bize vezirlik vermişler, devletin vezirliği bizim gibi kocamış ihtiyarlara mı kaldı"  demişti.



Kaynaklar
DANİŞMEND, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Büyük Osmanlı Tarihi
Gizlenen Tarihimiz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder