19 Temmuz 2015 Pazar

Kudüs ile ilgili bir yazı...


Kudüs, Müslümanlık, Yahudilik ve Hristiyanlık dininde kutsal kabul  edilen bir  şehirdir. Tarih  boyunca  şehrin önemi jeopolitik  konumundan  ya da ticari öneminden  değil, kendisine atfedilen kutsiyet ile  ön plana  çıkmıştır. Ancak XIX. yüzyılda Avrupalı  devletlerin  Osmanlı  topraklarındaki çıkarları  uğruna Hristiyan cemaatlerini himaye etmeleriyle  devletin iç işlerine müdahale edilmiş ve  şehir  bir anlamda  Avrupalı  devletlerin rekabet  ettiği  bir bölgeye dönüşmüştür.  Bu  rekabette  üstün  olmak  isteyen  Avrupalı  devletler  şehirde bir yandan konsolosluklar  açarken  bir  yandan da kent  ve çevresinde kendi kurumlarını ve binalarını kurmuşlardır. Özellikle 1831-1840 yılları arasındaMehmet Ali  Paşa’nın oğlu  İbrahim Paşa Filistin ve  Suriye’ye  hâkim olduğu dönemde  Hristiyanlara yönelik başlatılan  politika sayesinde Avrupalı  devletler faaliyetlerini  bölgede rahatça yapabilmişlerdir.  Kudüs’teki İlk Avrupa konsolosluğu 1838’de  kurulan  İngiliz Konsolosluğudur. Daha sonra  bunu 1842’de Prusya, 1843’te Sardunya ve Fransa, 1847’de Avusturya, 1854’te  İspanya, 1856’da Amerika Konsolosluğu ve 1857 ya da 1859’da Rusya  Konsolosluğu izlemiştir.  Avrupalı  devletlerin dini  bir amaçtan  çok siyasal  bir amaç  uğruna kullandıkları  araçlardan birisi de Kudüs ve çevresinde yaptıkları  imar faaliyetleridir.  Şehirde yapılan imar faaliyetleri  bir anlamda devletlerin başarısı olarak görülmeye başlamıştı.  Nitekim bilindiği gibi Osmanlı  toprakları  üzerinde Katolikler genellikle  Fransa,  İtalya ve  Avusturya’ca,  Protestanlar,  İngiltere, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri’nce  ve Ortodokslar da Rusya  tarafından himaye edilmekteydi4. Böylece Avrupalı  devletlerin  kendi çıkarları  uğruna bölünen Hristiyan cemaatler,  Tanzimat döneminde(1839-1876) başta kilise inşa etmek üzere  yoğun bir imar faaliyetine girişmişlerdir. Bu dönemde kilise inşa ve onarım faaliyetleri sadece  Kudüs’le sınırlı  kalmamış, Balkanlar ve Anadolu’da da hız kazanmıştır. Tanzimat ve  Islahat Fermanları’nın getirdiği yenilikler neticesinde ve Avrupalı  devletlerin himayeleri sayesinde  Kudüs’teki Hristiyan  cemaatler kültürlerini ve  dinlerini  yaymak için kiliselerini  onarmak,  yeni  kilise, okul, misafirhane ve  hastane inşa etmek  istemişlerdir. Avrupalı  devletler de kendi çıkarları gereği bu imar faaliyetlerini desteklemişlerdir. Bu doğrultuda 1841 yılında Prusya ve  İngiltere’nin ortak  girişimleriyle Kudüs Protestan Piskoposluğu açılmıştır.  1847 yılında da Papa IX. Pius 1187’den beri ilk kez Kudüs’e bir  Latin  Patriği atayarak  devletlerarasındaki  nüfuz  mücadelesinden geri kalmamıştır. Ayrıca devletlerarasındaki nüfuz mücadelesinde  geri  kalmak istemeyen ve  Kudüs’te etkili  olan  Rum cemaati patriği Rusya’nın teşvikiyle 1845 ya da 1847 yıllında ikametini  İstanbul’dan Kudüs’e  taşımıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder